Prof. Ayaydın’dan para politikası yorumu

ABONE OL
17 Aralık 2020 01:16
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merkez Bankası Para Politikaları Kurulunun bu ayki faz kararı öncesinde Türkiye Bankalar Birliği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Aydın Ayaydın, pandemi sürecinde ekonomide yaşanan gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. ,


TCMB’ye yeni başkan Naci Ağbal’ın ateşten bir gömlek giydiğini belirten Ayaydın, bir dönem birlikte çalıştığı Ağbal’a başarılar dilerken 24 Aralık’ta gerçekleşecek PPK toplantısında faiz artışının ertelenmesi gerektiğini belirtti.

Ayaydı, “Hayatın gerçeklerinin, ekonominin doğrularının önüne geçtiği bir pandemi döneminden geçtiğini belirterek Üretim, dolayısıyla ihracat düşüşü, cari açık, Bütçe açığındaki artış, enflasyondaki yükseliş, kurdaki oynaklık, istihdamdaki daralma, işsizlik bir zincirin halkaları gibi birbirini izliyor. Ancak bu göstergeleri düşünecek günlerde değiliz. Buna rağmen gerek bütçe dengesinde ve gerekse kamu borçluluğunda pek çok ülkeden iyi durumdayız. Evet bütçe açığı artıyor, ekonomide daralma var. Elbette olacak. Bu durum sadece ülkemize ait değil, tüm ülkeler benzer durumda. Firmaların ve de vatandaşların ekonomik olarak hayatta kalması dışında pek bir şeyin anlamı yok şu an.” dedi.

Merkez Bankası’ndan beklenen 250-300 bp faiz artışının gerçekleştiği takdirde, ticari ve bireysel kredi faizlerinin yüzde 22- 24 bandına geleceğini söyleyen Ayaydın, ” Peki hangi sanayici, hangi tüccar veya hangi esnaf zaten daralan iş hacmiyle bu kredi faizlerini ödeyebilir.” ifadelerini kullandı.



Ayaydın, “MB’nin her faiz artış döneminde, piyasa koşulları neyi gerektiriyorsa o yönde bir artışı savunan biri olarak, Bu zor dönemeçte faiz kıskacında boğulmak üzere olan sanayici, tüccar ve esnaf ile borç batağındaki vatandaşların borç yükünün artmaması için gerekli görülüyor ise de faiz artışı ertelenmesinin doğru olacağı kanısındayım.” değerlendirmesinde bulunarak şöyle konuştu:

Olağanüstü koşullarda olduğumuzu unutmamalıyız. Pandemi döneminde durma noktasına gelen ekonomiyi iflaslarla, kepenk kapamalarla daha da daraltmayalım, işsizler ordusuna yeni vagonlar eklemeyelim. Bu dönemde göstergelere fazla takılma lüksümüz yoktur.

PEKİ NE YAPMALIYIZ?

Faiz artışı yerine hemen kısa süre içinde ekonomi ve hukuk alanındaki yapısal adımlar ilan edilmeli, takvimlendirilmeli ve eyleme geçilmelidir. Bu yapılırsa faiz artışından ümit edilenden daha fazla olumlu sonucu hep beraber görürüz. Enflasyonu düşürecek olan da, yabancı sermayeyi de çekecek olan asıl yöntem budur. Yabancı sermayenin gelmesi Türkiye ekonomisine güvenle olur, faizle değil. Güven iklimi ve kapsamlı, takvimlendirilmiş bir eylem planı ile hem yabancı yatırımcı hem de portföy akımlarını çekersiniz. İşte o zaman hem döviz kurunun aşağı çekildiğini, hem de ülkede üretimin, yatırımın arttığını görürsünüz.

Faiz artışı gibi taktiksel adımlar yerine reformların hayata geçirilmesi gibi stratejik adımların atılması hiç olmadığı kadar acildir artık Türkiye ekonomisi için.

Ayrıca bir faiz artışı Merkez Bankasını yeni bir faiz sarmalına da hapsedebilecektir. Piyasanın her istediğinde veya enflasyondaki her aylık yükselişte faiz artışının masaya gelmesi de hiç sağlıklı değil. Merkez Bankasının piyasa dostu yaklaşımı piyasaya teslimiyete dönüşmemelidir. Her toplantıda faiz artışını alabildiğini gören kesimlerin, döviz kurunu oynatarak Merkez Bankasını ve Türkiye ekonomisini esir almalarına izin verilemez.

Kaynak: HaberTürk

Eko Ayrıntı

Eko Ayrıntı

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.