Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu'ndan çarpıcı uyarılar
Türkiye'nin önümüzdeki dönemi gören, dünyadaki para sistemi arayışlarına göre A ve B planını çıkarması lazım.
31 Mayıs 2008 / 23:48


Enflasyon hedeflerindeki sapma, döviz kurunun belirsizliği, tarihi zirvede olan dış borç rakamları olası bir krize karşı Türkiye'yi daha kırılgan hale getiriyor. Piyasalarda yaşanan çalkantılı sürecin gerçekten büyük çaplı global bir krize dönüşüp dönüşmeyeceği, ekonomik göstergeleri alarm veren Türkiye'nin bu olası krizden nasıl etkileneceği en çok merak edilen konular.


Tempo Dergisi'nin sorularını yanıtlayan Trakya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu'na göre dünya ekonomisi ciddi anlamda bıçak sırtında ve kapalı kapılar ardında yeni bir para sistemi tartışması yapılıyor. Türkiye ise üç büyük ili çıkardığınızda zaten reel piyasalarda kriz yaşıyor. Uzunoğlu'na göre Türkiye için çözüm geleceğin stratejik sektörü tarıma odaklanmak.

İşte Prof. Dr. Sadi Uzunoğlu'nun Türkiye ekonomisi üzerine söyledikleri:

YÜKSEK CARİ AÇIĞI SÜRDÜRMEK MÜMKÜN DEĞİL

'İşler böyle giderse bizim petrol faturası ve diğer hammadde fiyatları nedeniyle cari işlemler dengesi açığımız 2008 yılında 45 milyar dolar olur, 2009 yılında daha da artar. Finansal piyasalardaki en ufak dalgalanma öncelikle Türkiye gibi kırılganlığı yüksek ekonomileri vurur. Bizim gibi bir ülkenin bu kadar yüksek bir cari açığı sürdürmesi mümkün değildir. Eninde sonunda bu bir krize yol açabilir. Onun için Türkiye'nin bu koşullarda sürekli üretimini, katma değer artıracak ve ülkenin rekabet gücünü artıracak, cari işlemler açığını kapatacak politikaları çok hızlı bir şekilde geliştirmesi lazım. Uzun süre bunu sürdüremezsiniz.”

REEL PİYASALARDA ZATEN KRİZ VAR

“Yakında özelleştirecek de bir şey kalmayacak. Dolayısıyla Türkiye'nin mutlaka önümüzdeki dönemi gören, petrol fiyatlarına göre, dünyadaki hammadde fiyatlarına göre, dünyadaki para sistemi arayışlarına göre A ve B planlarını çıkarması lazım. Aksi halde sürekli kırılgan, sürekli dünyadaki hareketlere bağlı olarak kurların yükseldiği ve düştüğü bir ortam yaşayacağız ki bu ciddi bir belirsizlik anlamına gelecek. Yurtiçi piyasalara baktığınız zaman. Özellikle üç büyük ili çıkardığınızda zaten reel piyasalarda kriz diyebileceğimiz bir ortam var.”

İTHAL GİRDİYLE İHRACAT YAPIYORUZ

“İç talepte ciddi sorun yaşanıyor. O zaman onun yerine bizim dış talebi koyabilmemiz lazım. Onu koyarken bakıyoruz, daha fazla ithal girdiyle ancak ihracat yapabiliyoruz. Bunun Türkiye'ye çok büyük bir katkısı yok ki! Bu bizi tarımı ve sanayiyi tasfiye eden, sanayide ciddi el değişimini sağlayan, KOBİ'leri tehdit eden bir politikaya, bir çıkmaza doğru götürüyor. Düşük kur, yüksek maliyet, yüksek faiz! Ve büyük bir cari açık ve buna bağlı olarak bir kırılganlıkla karşı karşıyayız. Ama finans edebildiğimiz sürece 'işimiz iyi' diyoruz. Bu uzun vadede sürdürülemez!”

GÖSTERGELER 2001 KRİZİNDEKİ GİBİ…

“Dünya ekonomisi bana göre yükselme evresini tamamlamıştır. Türkiye'de bu dış konjoktürle gelen bir yükselme evresi vardı. Türkiye bu yükselme evresini tamamladı. Büyüme oranına bakın. Artık yavaş yavaş büyüme evresi kayboluyor. Yüzde 11,6 gibi yüksek bir işsizlik oranı var. Bu 2001 krizindeki işsizlik oranı. Yavaş yavaş o yukarı çıkış hareketinin tersine döndüğünü görüyoruz. Onun için Türkiye'nin üretim odaklı, tarımda devrim denebilecek önlemlere elini atması lazım.”

TARIMI SERBEST PİYASAYA BIRAKANLAR KAYBEDER

“Doğrudan gelir desteği olayının ortadan kaldırılması lazım. Yani üretimi, üreticiyi destekleyecek ve toprakların toplulaştırılmasını sağlayacak bir destek mekanizmasıyla girmemiz lazım. İkincisi tohumculuğumuzun yeniden geliştirilmesi gerekecek. Üçüncüsü, planlı bir tarım politikası olması lazım. Bakın çok net söyleyelim; dünyada tarımı planlamayan, tarımı serbest piyasa koşullarına bırakan ekonomiler kaybetmişlerdir. Yoktur böyle bir ekonomi zaten! Bugün ABD ve Avrupa tarımı da serbest piyasa falan değildir. Tarımı devlet yönlendirecek. Burada planlamaya ihtiyaç var. Tarım geleceğin stratejik sektörü. Bugün dünyanın nüfusu 6,5 milyar. 2050 yılında tahminler dünya nüfusunun 9,5 milyar olacağı yönünde. Afrika şu an 900 milyon, 2050 tahminleri 1,8 milyar. Çin ve Hindistan dünya nüfusunun yüzde 40'ını oluşturacak 2050'de. Bu kadar insanın beslenmeye ihtiyacı olacak. Dünyada önemli üç tane stratejik sektör var: Enerji, su ve tarım. Türkiye bugünden hazırlanmalı 2050'ye.

Bu haber toplam 8439 defa okunmuştur