IMKB
60.608
DOLAR
1,5155
EURO
1,9265
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KOBİ birleşmesi ve ortak Ar-Ge için yeni düzenleme
Sanayi Bakanı Ergün, KOBİ'lerin birleşerek, ortak merkezler oluşturabilmesi için düzenleme yaptıklarını söyledi.
19 Şubat 2010 / 16:43
Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, 50'den fazla istihdam sağlama şartının bulunması nedeniyle Ar-Ge Merkezi kuramayan küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) de birleşerek, ortak merkezler oluşturabilmesiyle ilgili bir düzenlemeyi hayata geçireceklerini söyledi.
Dokuz Eylül Üniversitesi İnovasyon Koordinasyon Kurulu tarafından Tıp Fakültesi Dekanlığı Konferans Salonu'nda ''Araştırma, Buluş ve Patent Yolunda Üniversite'' başlıklı bir sempozyum düzenlendi.
Sempozyumda konuşan Bakan Ergün, bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan sürecin, ülkeleri sanayiden bilgi toplumuna geçmeye zorladığını, bir çok kavramın tedavülden kalkarken bilgi üretimi, yenilikçi düşünce, inovasyon ve teknoloji transferi gibi kavramların yerleşmeye başladığını belirtti. 
Firmaların ürettiği ürünlerin formülleri ve marka değerlerinin tüm değerlerin önüne geçtiğini, Türkiye'nin de bu gelişime ihtiyaç duyduğunu dile getiren Bakan Ergün, bu nedenle kamu kaynaklarından Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerine ayırdıkları payın günden güne artış gösterdiğini söyledi.
Halen yüzde 1 olan milli gelir içindeki Ar-Ge harcamaları payını 2013 yılında yüzde 2'ye çıkarmayı hedeflediklerini dile getiren Ergün, bu desteklerin etkin şekilde uygulanması için 5746 Sayılı Ar-Ge Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun çıkardıklarını hatırlattı.
Ergün, şöyle konuştu:
''Kanun yürürlüğe girdiğinden beri, bakanlığımıza 76 firma başvuru yapıldı, bunlardan 64'üne Ar-Ge merkezi belgesi verdik. Bu merkezlerde 13 bin Ar-Ge elemanı çalışmaktadır. 50'den fazla eleman çalıştırma şartı olduğu için KOBİ'lerin de birleşerek, ortak Ar-Ge merkezi kurabilmelerine imkan veren bir düzenlemeyi hayata geçireceğiz. 
Üniversite sanayi işbirliklerini sağlayabilmek için başlatılan Sanayi Tezleri (San-Tez) Programı ile 2007 yılından bu yana desteklenmesi uygun bulunan 206 adet projeden 26'sı tamamlandı, teknolojik ürüne dönüştü, ticarileşti. Şu anda piyasada dolaşıyor. Bu projelerdeki harcamaların yüzde 75'ini biz bakanlık olarak karşılıyoruz. Ama ne yazık ki bir yandan sanayicilerimiz üniversiteyle işbirliğine yatkın değil, öbür yandan da hocalarımız da yatkın değil. Bu sorunu da aşmamız gerekiyor. Bu işbirliğine çok ihtiyacımız var. 
Geçen yıl başladığımız Teknogirişim Sermayesi uygulamasıyla, her yıl 100 genç girişimcimize, karşılıksız ve kefilsiz 100 bin lira hibe desteği veriyoruz. 'Bir iş fikrim var' diyen lisans son sınıf öğrencisi, doktora öğrencisi veya akademisyenin projesini inceliyoruz, teknoparkta yerini tahsis ediyoruz. Girişim sermayesini hibe olarak veriyoruz. İsterse batırsın, hiç önemli değil. Bir çok yerde söyledik. Paramızı nice kafasını çalışmayan insanlara verdik, biraz da kafası çalışan gençler harcasın, ne kaybederiz. Geçen yıl 159 proje başvurdu. bunlardan 78'ini destekledik. Bu sene 724 başvuru oldu. Bunlardan 100 taneden fazlasını değerlendireceğiz. 
Bu sene işin ilginci 30'dan fazlası yurt dışındaki üniversitelerde görev yapan akademisyenlerden geldi. Bir anlamda bu proje, tersine beyin göçünün başladığını bize gösteren önemli bir göstergedir. 30'dan fazlası ABD'deki üniversitelerde eğitim gören akademisyenlerden geldi.''
Türkiye'deki teknoparklarda devam eden umut verici araştırmaların bulunduğunu, bunların yakın gelecekte bilim dünyasında çok önemli gelişmeler yaratacağını dile getiren Ergün, patent maliyetlerini azaltmak amacıyla TÜBİTAK ve Türk Patent Enstitüsü arasında gerçekleştirilen işbirliğiyle bir teşvik sistemi uyguladıklarını belirtti.

-ÜRETİM VE PAZARLAMA DESTEKLERİ-

Bakan Ergün, teknolojik ürün Ar-Ge desteğinin yanı sıra 2010 yılından itibaren teknolojik ürün üretim, pazarlama ve patent destekleri de vereceklerini belirtti. 
Hükümetin eylem planı içinde yer alan en önemli hamlelerden biri olan Tasarım Konseyi'nin Eylül ayında kurulduğunu kaydeden Ergün, ulusal tasarım stratejisi genel amacı ve ana çerçevesini ortaya koyduklarını ifade etti.
Türk Patent Enstitüsü'nün, başta KOBİ'ler ve üniversiteler olmak üzere, toplumun her kesimine yönelik etkinlikler gerçekleştirdiğini dile getiren Bakan Ergün, bu çalışmalar sonucu sınai mülkiyet başvuru sayılarını önemli oranda artırdığını ifade etti.
Bakan Ergün, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Ülkemizde faydalı model başvurularıyla birlikte, Türk Patent Enstitüsü'ne yapılan patent başvuru sayısı, 2008 yılında Cumhuriyet tarihinde ilk kez 10 binin üzerine çıkmış ve 2009 yılında da küresel finansal krizin etkilerine rağmen aynı seviyeyi korumayı başardık.
Bunun yanında tüm başvurular içerisinde yerli başvuruların oranının yüzde 54'e ulaşması, ülkemiz adına ayrıca bir gurur kaynağıdır.
2009 yılında 72 bin civarında marka başvurusu ve yaklaşık 27 bin tasarım gerçekleştirerek, Almanya ve Fransa ile birlikte Avrupa'da ilk üç ülkeden biri olmaya başardık. Bu artışlar sevindirici olsa da, özellikle patent başvurularını çok daha yukarı seviyelere taşımamız gerekmektedir.
Bu nedenle üniversitelerimizin sisteme mevcut duruma göre daha fazla dahil olması ve bu konuda sürükleyici ve öncü bir rol oynaması gerekiyor. Üniversitelerimizden buluş konusunda, patent konusunda beklentilerimizin çok yüksek olduğunun özellikle altını çizmek istiyorum.
Araştırmacılarımızın ve öğretim üyelerimizin ortaya koydukları buluşlar için patent başvurusunda bulunmaları, tescil işlemlerini yürütmeleri, alınan patentlerin ticarileştirilerek sanayiye ve ekonomiye kazandırılması büyük önem taşıyor. Türkiye'yi ekonomik olarak daha iyi noktalara özel sektörümüz taşıyacaktır ve hepimiz özel sektörü güçlendirecek adımlar atmalıyız.
Bu nedenle, patent sayısının ve kalitesinin artması için, üniversitelerimizin, Türk Patent Enstitüsü, TÜBİTAK ve YÖK gibi kurumlarımızın inisiyatif alarak ortak ve özgün projeler geliştirmeleri son derece faydalı olacaktır.''

-DİĞER KONUŞMACILAR-

Vali Cahit Kıraç ise bölgenin en büyük Ar-Ge merkezinin yapımı konusunda DEÜ'de yürütülen çalışmaya dikkati çekerek, bu çalışmaya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da desteğini açıkladığını kaydetti.
Türkiye Ar-Ge yoğunluğunda ABD ve AB ülkelerine göre daha geride olsa da arada aşılamayacak mesafenin bulunmadığını, genç nüfusu, iyi üniversiteleri olan bir ülke olarak bu eksikliği kısa sürede giderecek güçte olduklarını söyledi.
İzmir'in patent sayısı konusunda ülkede üçüncü olmasına ve bilim ve teknoloji altyapısına sahip bir kent olmasına rağmen Ar-Ge desteklerinden yeteri kadar yararlanamadığını, 2005-2008 firmalara verilen hibe desteklerinde İzmir'in 5. sırada yer aldığını dile getiren Kıraç, ''Destekler konusunda firmaların bilgilendirilmeye ve rehberliğe ihtiyaç duyduğu açıktır'' dedi.
Avrupa Biyokimya Eğitim Komisyonu Başkanı ve DEÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Gül Güner Akdoğan, 2010 yılı için öngörülen 40 bin tam zamanlı araştırmacı sayısına 2007'de ulaşmanın memnuniyet verici olduğunu, yeni hedeflerde de üzerlerine düşen görevi yerine getireceklerini ifade etti.
Akdoğan, lisansüstü öğrenciler arasında yapılan ankette çoğu öğrencinin çalışmalarını Türkiye'de sürdürmeyi tercih ettiğinin ortaya çıktığını belirterek, buna rağmen sağlık sanayisinde Ar-Ge faaliyetlerinin henüz yetersiz olduğunu, malzeme açısından halen dışa bağımlı olunduğunu, sanayicinin sağlık alanına da yönelerek doktora tezlerini desteklemesi, öğrencilere burs vermesi halinde büyük kazanımlar elde edilebileceğini ifade etti.
Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Rıfat Sami Aksoy, teknoloji transfer merkezlerinin artık üniversitelerin kalitesini gösterdiğini belirterek DEÜ'nün bu alanda ciddi çalışmalar içinde bulunduğunu, bu amaçla İzmir'deki 3 devlet ve 4 vakıf üniversitesiyle bir araya gelerek bir platform oluşturduklarını, İzmir'i bu konuda iddialı bir merkez haline getirmeyi istediklerini dile getirdi.
Toplantıda, son 3 yılda patent alan üniversite araştırma ekiplerine Bakan Ergün ve Vali Kıraç plaket verdi.