IMKB
60.608
DOLAR
1,5155
EURO
1,9265
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Tekstil ihracatçısıyla fasoncu niçin kavgaya tutuştu
Fasoncular, 'İhracatçılar paramızı ödemiyor, teker teker kapanıyoruz' diyor. İhracatçılar ise kendilerini savunuyor...
16 Aralık 2009 / 08:16
Fasoncular, 'İhracatçılar paramızı ödemiyor, teker teker kapanıyoruz' diyor. İhracatçılar ise kendilerini 'Fasoncular zamanında malı teslim etmiyor, iş kaybediyoruz' diye savunuyor. Oysa iki taraf arasındaki tek sorun, iletişim kopukluğu.

"İhracatçının sözleşme yapmaya yanaşmamasının nedeni, herhangi bir durum halinde para ödemek istememesi." Bu sözler, İstanbul Tekstil Konfeksiyon ve Fasoncuları Derneği Başkanı Yılmaz Kocaoğlu'na ait.
Son günlerde ihracatçılar ile fasoncular arasında ciddi bir tartışma yaşanıyor. Tartışmanın ana konusu ise İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nin (İTKİB) internet sitesine koyduğu, ihracatçı ile fasoncu arasında sözleşme yapılmasına dair açıklama ve sözleşme örneği.
Bu tartışma üzerine geçenlerde Yılmaz Kocaoğlu ile sohbet ediyoruz. Kocaoğlu, ihracatçıların bir yılı aşkın süredir ödeme yapmadığını, bunun için de 1500 firmanın kapandığını savunuyor.
Yeri gelmişken şunu da belirteyim: İhracatçılar ise fasoncular zamanında malı teslim etmedikleri için zor duruma düştüklerini, bu nedenle de para ödemediklerini belirtiyor.
Yılmaz Kocaoğlu, bu konuda her iki taraftan da mağdurlar olduğunu kabul ediyor. Katılmadığı nokta ise İTKİB'in internet sitesine koyduğu ihracatçının fasoncu ile yapacağı sözleşme örneği. Kocaoğlu, "Bu sözleşme her iki tarafın da hakkını savunmuyor. Sözleşme tek taraflı düzenlenmiş ve adeta alacaklı avukatın borçlusuna yaptığı sözleşme gibi" diyor.

Para ödemek istemiyorlar
Aslında fasoncular da baştan beri ihracatçılar ile sözleşme yapılmasından yana ama bir türlü bu gerçekleşemiyor. Kocaoğlu, bunun nedenini ihracatçıya bağlıyor. "Atölyeci iş var mı yok mu ona bakıyor. Sözleşmeye bakmıyor" diyor ve "İhracatçının, 'Arkadaş, sözleşme yapalım' demesi gerekiyor" şeklinde sözlerine devam ediyor.
Yılmaz Kocaoğlu, bu söylemiyle atölyecinin sözleşme yapmak istediğini ancak ihracatçının buna yanaşmadığını ima ediyor ve bir adım daha ileri gidip ihracatçının, atölyecinin işvereni olduğunu ve "Sözleşme yaparsan çalışmam, yapmazsan çalışırım" şeklinde bir tavır sergilediğini vurguluyor.
"Konuşmanızdan şöyle mi anlıyorum... İhracatçı sözleşme yapmaya yanaşmıyor çünkü herhangi bir durumda para ödemek istemiyor" diye sorduğumda ise Yılmaz Kocaoğlu, şunları söylüyor: "Buradan bu çıkar. Tabii bütün suçlamak istemiyorum. Ancak bir de işi ucuza yaptırma sevdası var ya... Atölyenin yerine yurduna bakılmadan işi ucuza yaptırma.. Sonuçta ihracatçı hata yapıyor."

İTKİB bizimle konuşsun
Peki, çözüm ne? Bu aşama Yılmaz Kocaoğlu, ilginç bir söylemde bulunuyor ve "Çözüm, İTKİB'in bizimle konuşması" diyor.
Bu cevap gerçekten ilginç. Bunun üzerine, ortak bir platformda buluşup buluşmadıklarını soruyorum... Kocaoğlu, "Hayır" diyerek başlıyor anlatmaya ve İTKİB'in internet sitesine koyduğu sözleşmeden haberleri bile olmadığına dikkat çekiyor. Ardından da ekliyor: "Yüz binlerce işletmenin temsilcisi olan bir derneğiz, 'Fikrin nedir' diye sorulmaz mı?"
Peki, sözleşmeyi internet sitesinde gördüklerinde dernek olarak İTKİB'in kapısını çalmamışlar mıydı? Yılmaz Kocaoğlu, bu konuda biraz sert bir ifade kullanarak "Biz niye çalalım. Bizim, kimin ne zaman, ne yapacağından haberimiz nasıl olabilir? Ama şunu söyleyebilirim. Sektörün bu tür can alıcı sorunlarının tartışılması ve konuşulması gerekiyor" diyor.
Tabii, bunlar fasoncuların görüşü. Konuyu, İTKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi ile de konuştum.

Tanrıverdi: Sorun münferit
Tanrıverdi, konuya daha ılıman yaklaşıyor ve sorunu genele yaygın bir sorun olarak değil, münferit olarak görüyor. İhracatçı ile fasoncu arasında yıllardır süren bir ilişki olduğunu belirten Tanrıverdi, "İki taraftan da kaynaklanan problemler olmuştur. Her zaman da olacaktır" diyor. Sektörde sadece fasoncularla değil, ihracatçı ile kumaşçı arasında da belirli bir düzende sözleşme olmadığını vurguluyor.
Tanrıverdi, "Tamamen sözle yapılan bir çalışma var. Böyle olunca da ben öyle demiştim sen böyle demiştin noktasında sıkıntılar yaşanıyor" şeklinde konuşuyor.
Hikmet Tanrıverdi'ye, bu konuda neden fasoncuların derneği ile bir araya gelmediklerini soruyorum...

Sözleşmeyi değiştirebiliriz
"Biz sektörel derneklerimizle devamlı birlikteyiz" diyerek anlatmaya başlıyor ve ardından da ekliyor: "Biz, İTKİB olarak yurtdışındaki alıcılarla ilgili yapılacak sözleşme örneğini de kendi aralarında yapacakları sözleşme örneklerini de internet sitemize koyduk. Tüm bunları sektörü bilgilendirme amaçlı yapıyoruz. Bizim kapımız herkese açık. Biz de onları arayabiliriz, onlar da bizi arayabilirler."
Hikmet Tanrıverdi, son olarak, sektörün iki tarafın karşılıklı konuşarak, sözleşmede düzeltmeler yapılabileceğini de sözlerine ekliyor.
Evet, fasoncu ile ihracatçı arasında son dönemdeki tartışmanın özü böyle. Peki, siz bu tartışmadan ne fikir çıkardınız diye sorsam... Benim anladığım tek bir şey var. Aslında çok basit ve sorun haline bile gelmeden çözülecek sorunlar; maalesef, iletişim kopukluğu yüzünden ayyuka çıkıyor

Noyan Doğan / yorum / REFERANS